Tuesday, July 7, 2009

iffet katakullisi

Geçenlerde bir haberden öğrendik ki porno cd'yi sadece satan değil bulunduran da ceza alabilecek; üstelik tamamen hakimin "normal cinsellik" kriterleri doğrultusunda değerlendirilerek... Peki, bu duruma mukabil sesini çıkartan, "Hayır efendim, çocuk pornosu ve diğer her hangi bir istismar söz konusu olmadıkça bir porno eserin satılması, satın alınması ve bulundurulması suç olmamalıdır" diyen çıktı mı? Hayır... Çünkü bunu diyen kişi evvela şaka yolla pornocu ve otuzbirci, sesi biraz daha çıkarsa gavat, halen sesi çıkmaya devam ederse ırz düşmanı suçlamalarına maruz kalacaktır. Evet, adalet sistemi işliyor; "ceza"nın caydırıcı etkisi işte bu. Bu, sadece porno bulunduranı içeri atmak değil, aynı zamanda pornoda her hangi bir iffetsizlik görmeyenlere verilen bir göz dağıdır, "seni ırz düşmanı pozisyonuna düşürüveririm" mesajıdır.

Diyelim ki pornosuz bir dünyanın çekilir bir dünya olduğuna kendimizi inandırdak, sezimizi çıkartmadık ve porno bulundurmak suç oldu. İş bununla bitti mi? Hayır, akabinde başka bir takım haberlerden öğrendik ki, bir dizideki uzun bir öpüşme sahnesi dizinin ceza almasına sebep olmuş; bir reklam, kadının şehvetli öpüşmesi dolayısıyla yasaklanmış. "Size ne oluyor, ben rahatsız olmadım, kızımla oturup paşa paşa seyrettim" diyebilen bir babayiğit çıktı mı? Kızıyla izlerken rahatsız olmayan çıktı mı demiyorum dikkat ederseniz, zira en azından benim yaşım kadar süredir, tv'de bu tür sahneleri ve reklamları karısıyla kızıyla evladıyla seyreden bir halk bulunduğunu bildiğimden, rahatsız olmayan pek çok kişinin de bulunduğundan fazla şüphem yok; bu rahatsız olmayanların arasından çıkıp "rahatsız olmadım" diyebilen var mı?.. Yok, çünkü biliyor ki diyecek olursa gavat olacak, ırz düşmanı olacak.

Bu tür durumları ancak haber olduklarında öğreniyoruz; bir dünya meselesi, bir dünya görüşü meselesi olarak değerlendirip fikir yürütüyoruz. Asıl mesele şu ki, bu durumlar üst üste bir kaç kere vuku bulduktan sonra artık haber değerini yitirip olağanlaşıyorlar. Haber konusu olmadan vuku bulmaya devam ediyor ve biz farketmeden bizim hayat standartlarımızı belirler hale geliyorlar. Biz, bize dayatılan iffet değerlerinin baskısından çekinerek sesimizi çıkarmadığımız sürece bu dayatmaların sınırı pornoyu yasaklamaktan uzun öpüşme sahnesini yasaklamaya kadar gelip elbette orada durmayacak; yarın kızının başını kapatmayan ve kapatmamakta sakınca görmediğini ifade eden gavat olacaktır, öbür gün oğlunu beşik kertmesiyle değil de iki yıldır birlekte yaşadığı sevgilisiyle evlendiren ve bunu savunmaya kalkışan pezevenk olacaktır. Bunları savunmaya kalkışan kadınlarsa zaten bugün bile yeterince orospu pozisyonundadırlar. Tabi ki biz bu gavatlık ve orospuluk korkusu içindeyken erişime engellenen porno sitelere şu ya da bu yolla girdiği tespit edilenlere ceza yolu açıldığında da ses çıkaramayacağız. Sadece porno değil engellenmiş bir siyasi siteye, kapatılmış evrim yandaşı bir siteye girdik diye hapse girmemiz söz konusu olduğunda ise bırakınız ses çıkarmayı, bu durum haber değerini bile çoktan yitirmiş olacak.

Ne demişler, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Eğer ki porno üretmekte ve tüketmekte bir terbiyesizlik, bir iffetsizlik, bir namuzsuzluk görüyorsanız ve pornoyu buna rağmen arsızca tüketiyorsanız tasalanmayınız, pek yakında cinsel çağrışımlı her türlü toplumsal davranışın, ticari ürünün ve kültürel ifade biçiminin yasaklanması suretiyle sizin olduğunuz gibi görünmeniz sağlanacaktır. Yok eğer pornoda bir terbiyesizlik, iffetsizlik ve namussuzluk görmeksizin samimiyetle tüketiyorsanız lütfen olduğunuz gibi görününüz! İffetsizlik ve namussuzluk başkalarının size yakıştırdıkları olumsuzluklardır; bu sıfatlardan korkmak, bu sıfatları fiilen üstlenmek demektir. Bu sıfatları üstlenmeyiniz! Bugüne kadar iffetsizlikle alakası bulunmamış olan yaşam biçiminizin bu günden sonra birileri öyle dedi diye iffetsizleşeceği yoktur. Yaşadığınız ve inandığınız gerçekliği sonuna kadar savununuz! İffet katakullisine gelmeyiniz! Biliniz ki cinsel davranış ve cinsel ifade özgürlüğü isteyenlere gavat ve orospu diyenler ve içki yasağına karşı çıkanlara sarhoş diyenler, grevci sendikacılara "yediğiniz tabağa sıçıyorsunuz" diyenlerle aynı kişilerdir, insanlar ölmesin diyenleri öldürenlerle aynı kişilerdir! Toplumsal etiği sahipleniniz, yaşam biçiminizi savunmak için sesinizi çıkarınız!..

bir takım özgürlükleri savunacağıdım

Uykusuz Dergisi Sayı 50′deki yazımdır:

BİR TAKIM ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNACAĞIDIM, AMA ELALEM NE DER DİYE SAVUNAMIYORUM

Eğer on yaş daha yaşlı bir kişi olsaydım bambaşka biri olabilirdim. On yıl daha önce doğsaydım 80 darbesi çocukluğuma, Özal dönemi de ergenliğime denk gelmezdi. Özal döneminde çıkan muzır yasası -yani küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunu- tam da benim çocukluktan çıkıp ergenliğe girdiğim yıllara tesadüf etmezdi. Porno namına her hangi bir neşriyatın zaten ulaşamadığı ücra memleketlerde ikamet etmekte olan ben, gözümün bacak-g.t-meme’den başka şey görmez ve görmek istemez hale geldiği yaşlarda, gazetelerdeki üç kuruşluk bikinili hatun fotoğraflarından bile mahrum kalmazdım. Eğer on yıl daha yaşlı olsaydım, darbeyi ve sonrasını üniversitedeyken yahut yeni yeni çalışmaya başladığım sıralarda yaşamış olurdum ve belki özgürlük mücadelesini bir örgütlenme mücadelesi olarak görür, yaşar, hisseder ve benimserdim. Tüm benliğim g.tteyken, g.tün yasaklanmasıyla kendi benliğimden şüphe etmek zorunda kalmaz, benliğimi kurtarmak adına tüm ilgimi basındaki g.t yasağını kınayan haberlerin takibine vermezdim. Eğer TRT yayınladığı her filmdeki en ufak öpüşme sahnelerini bile kesiyor olmasaydı, Betty Blue sinemada ancak yargıtay kararıyla oynayabiliyor olmasaydı ve filmlerin kesilmeleri ve yasaklanmaları gazetelerde haber haline gelmeseydi, “memleket meselesi” deyince benim aklıma belki g.t yasağı değil de grevler, çatışmalar, savaşlar geliyor olurdu. Böyle olsun isterdim de, o zaman belki kendi derdimle böyle tek başıma ve yapayalnız kalakalmazdım.

Evet, maalesef böyle olmadı; darbeyi ben t.şşaklarıma yedim. Dünyanın en önemli olayını kesilen filmler, sansürlenen gazete ve dergiler olarak bilip öğrendim. Özgürlük mücadelesini ifade özgürlüğü mücadelesi olarak, onun da en merkezi noktasını cinselliğin ifadesinin özgürlüğünün mücadelesi olarak bilip öğrendim. O şekilde yaşadım ve hissettim.

İçinizden “İyi bok yedin” mi diyorsunuz? “Özgürlük deyince s.kinin özgürlüğünü bellediysen yanılmışsın dostum” mu diyorsunuz? Cinselliği keyif, cinsellikle ilgili özgürlükleri savunmayı arsızlık olarak mı görüyorsunuz? İnternette siyasi sitelerin engellenmesini önemsemek dururken porno sitelerin engellenmesini önemsemeyi düşkünlük mü sayıyorsunuz? Siyasi derneklerin kapatılmasına karşı durmaya politik olmak, eşcinsel derneklerin kapatılmasına karşı durmaya lümpen olmak mı diyorsunuz? Memlekette ve hatta dünyada insanlar ölüyorken, insanlar işkence görüyorken, insanlar köle gibi çalıştırılıyorken benim gibi s.kiyle t.şşağıyla meşgul olanları küçümsüyor musunuz, hor mu görüyorsunuz?

Siz küçümseyedurun, sizin yerinize önemseyenler var. Öyle ki onlar kim s.kini tutsun kim tutmasın diye parlamentolarda toplanıp kanunlar çıkarırlar. Siz cinsel özgürlükleri temel özgürlüklerden saymayadurun, onlar cinsel özgürlükleri kısıp açmak suretiyle bireylerin toplumsal rollerini ve toplumsal hiyerarşinin yapısını belirlerler. Siz cinselliği bir hak değil bir keyif olarak değerlendiredurun; dün motosiklete ek vergi geldiğinde zengin oyuncağı deyip onu da küçümsemiştiniz, bugün fotoğraf makinesine gelen aynı ek vergiye itiraz edecek takatiniz yok mu? Siz hak ile keyif arasındaki ince çizgide oyalanırken onlar çizgiyi diledikleri yöne çekiverirler. Siz porno site yasağına karşı duranları otuzbirci diye küçümseyedurun, onlar pornoyu yasaklayarak yasaklamanın meşruiyetini ele geçirirler. Siz porno tüketeni de üreteni de aşağılayadurun; onlar, balık tutarken tayt giyen kadını pornocu, onu beğenip göz ucuyla bakan erkeği otuzbirci sınıfına sokarak sizin aşağılama listenizi sizin bile haberiniz olmadan genişletiverirler. Sİz bütün pornocuları çocuk pornocusu sanadurun, onlar çocuk pornosunu engellemek iddiasıyla toptan pornoyu yasaklayarak sizin yüreğinize su serperler; diğer yandan sigortasız çocuk işçi çalıştırabilmek için ellerinden geleni yaparlar. Siz kadının başını önemseyin kıçını önemsemeyin, onlar her ikisini de sizin yerinize önemsemekle kalmaz, kaç çocuk doğuracağına kadar ayrıntısını bile belirlerler. Siz basında cinsel içerikli yayınları küçümseyedurun; onlar, zararlı içerik tanımlamaları gayet muğlak bırakılmış yasalar sayesinde, olağan cinsel içeriği zararlılıkla itham edip, kendileriyle karşıt görüş taşıyan ama suç teşkil etmeyen yayınları çok güzel susturabilirler. Onlar ki sizin ayıbınızı sizden iyi bilenlerdir. Onlar ki her ne yapıyorlarsa sizin cinselliğe bakışınızdaki ayıpçıliğa dayanarak ve cinsel özgürlükçülere bakışınızdaki küçümsemeye yaslanarak yapanlardır. Onlar ki entelektüel tartışmayı “Yoksa ibne misin?”, “Yoksa pezevenk misin?” diyerek profesyonelce baltalayanlardır. Onlar ki sizin hak aramak için her kalkışmanızda ayıp yerlerinize “cüccük hareketi” yaparak sizi gerisin geriye yerinize oturtanlardır. Onlar ki gençleri zararlı neşriyattan korumak bahanesiyle çıkarttıkları yasalarla sadece ve ustalıkla kendi varlıklarını koruyanlardır.

Siz küçümseyedurun; dün bu memleketin Toramanlı Karagöz’ünü müzelerin depolarında çürümeye terkedenler, bugün bu topraklara ait taş heykellerin ayıp yerlerini bezlerle örtecekler, yarın tarihi balçıkla sıvamayı başaracaklardır. Onlar, -ormanlar hakkında olsun, bilimsel kurumlar hakkında olsun, yahut cinsellik hakkında olsun- öne sürüp sürüp geri çektikleri yasaları, taşı delen su damlaları gibi, toplumun başlangıçtaki direncini yavaş yavaş eriterek hayata geçireceklerdir. Siz geçmişte t.şşaklarınıza gelen darbenin sahibini bugün koruyucunuz sanadurun; onlar dün diz darbesiyle bugün yumruk darbesiyle vuracaklar, istikrarla, değişmeden kalacaklardır.

Sizler dostlarım, aman küçümsemeye devam edin. Aman ha özgürlük savunayım derken ibne yahut pezevenk olmayın. Cinselliksiz ve cinsiyetsiz mücadelenizin gururuyla başınızı dik tutun. Başınız dik halde ufka bakarken rakibinizden t.şşaklarınıza beklemediğiniz ani bir diz darbesi alıp iki büklüm yere kapaklandığınızda ise sakın ola üzülmeyin. Üzülmeyin çünkü tarihin hükmü bir kuşak sürer. T.şşaklarına darbe almış gençlik kendini toparlayıp ayağa kalkana kadar iki kuşak geçmiş olur bile. Ortalıkta “eskiden annem mini etek giyermiş” diye anlatan dede kalmadığında, yeni kuşak kendi durumunu kıyaslıyabileceği her hangi bir şey hatırlamıyor olacak; toplumu ezelden beri o anki gibi sanacak. Sadece t.şşakları anlam veremediği bir şekilde sızım sızım sızlıyor olacak, o kadar…